20.2.13
Mızmız!
Sevgilerini geri isteyen mızmız bir velet.
Saçma sapan bir oyunda verilen sınırlı beş can gibi sınırlı sevgiyle mi doğuyoruz yoksa?
İlkokulda o kızla küstüğümde niçin o kadar çok ağlamıştım? Niçin o kadar çok sevmiştim onu? Şimdi umrumda bile değil. Sonra o balığı, o terlikleri, en çok da saçlarımı? Bak kısacık şimdi. Sorun yok ve de. Tırnağım kırıldığında bile çok üzülmüştüm. Onu da mı seviyordum. O kadar çok şeye saçmasapan bağlanmış ve sevmişiz ki.. Hepimiz.
Mesaj paketleri yokken henüz. Kelimelerimizi kırpardık geri dönüp. Kontörümüz bitmesin diye. Şimdi geri dönüp sevgilerimden kırpsam biraz? Sevgim bitmesin diye. Olmaz mı? Ama kendime kalmadı şimdi hiç!
*http://www.youtube.com/watch?v=embab11cHIQ gibi...
Saçma sapan bir oyunda verilen sınırlı beş can gibi sınırlı sevgiyle mi doğuyoruz yoksa?
İlkokulda o kızla küstüğümde niçin o kadar çok ağlamıştım? Niçin o kadar çok sevmiştim onu? Şimdi umrumda bile değil. Sonra o balığı, o terlikleri, en çok da saçlarımı? Bak kısacık şimdi. Sorun yok ve de. Tırnağım kırıldığında bile çok üzülmüştüm. Onu da mı seviyordum. O kadar çok şeye saçmasapan bağlanmış ve sevmişiz ki.. Hepimiz.
Mesaj paketleri yokken henüz. Kelimelerimizi kırpardık geri dönüp. Kontörümüz bitmesin diye. Şimdi geri dönüp sevgilerimden kırpsam biraz? Sevgim bitmesin diye. Olmaz mı? Ama kendime kalmadı şimdi hiç!
*http://www.youtube.com/watch?v=embab11cHIQ gibi...
4.11.12
ancak
yeşil ve mavi. kesiştikleri kahverengide yummuş yüzünü rengarenk havluya. güneş kulakları uğuldatan sarı turuncu bir güneş. terletmeden yakan. kavrulmuşluk sırtında, omuzlarında. ve müzik içinde dönen kulaktan öte. yarı hayal yarı rüya resimler yarı uyanık yarı uyuyan göz kapaklarında.
huzur
yaşamaktan çok ölüme yakışır
ve yaşamaktan çok ölüme yakışır sevmek
ve yaşamaktan çok ölüme yakışır özlemek
kimseye bir cennet sunamamak bir daha
ve kimsede cenneti bulamamak
ölüme yakışır cennet
ve artık yalnız kaleme yakışır eller
uykuya yakışır rüyalar
ancak
uykuya yapışır kabuslar
huzur
yaşamaktan çok ölüme yakışır
ve yaşamaktan çok ölüme yakışır sevmek
ve yaşamaktan çok ölüme yakışır özlemek
kimseye bir cennet sunamamak bir daha
ve kimsede cenneti bulamamak
ölüme yakışır cennet
ve artık yalnız kaleme yakışır eller
uykuya yakışır rüyalar
ancak
uykuya yapışır kabuslar
12.10.12
vay be!
Televizyonun diktatör dediğine diktatör, terörist dediğine terörist, hain dediğine hain, şehit dediğine şehit, şerefsiz dediğine şerefsiz, kahraman dediğine kahraman diyen uydu alıcıları sizi..
Spikerin dudak uçlarında yaşayan; okumaktan, sorgulamaktan, araştırmaktan nefret eden üniversite mezunları sizi.. Hiç okumayın, sorgulamayın, araştırmayın, incelemeyin..
Sadece kumandanin tuşuna basıp ezberleyin.. Televizyonda yemek yiyenlerin görüntüleriyle beslenip, öpüşenlerin sevdasıyla tatmin olup, askere gidenlerin kanlı elbisesiyle cesur olun..
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini alçak ilan edin, yine dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini kahraman. Yalnız dua edin elektrikler gitmesin !
— Emrah Serbes
Spikerin dudak uçlarında yaşayan; okumaktan, sorgulamaktan, araştırmaktan nefret eden üniversite mezunları sizi.. Hiç okumayın, sorgulamayın, araştırmayın, incelemeyin..
Sadece kumandanin tuşuna basıp ezberleyin.. Televizyonda yemek yiyenlerin görüntüleriyle beslenip, öpüşenlerin sevdasıyla tatmin olup, askere gidenlerin kanlı elbisesiyle cesur olun..
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini alçak ilan edin, yine dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini kahraman. Yalnız dua edin elektrikler gitmesin !
— Emrah Serbes
14.6.12
Moriko artık benimle "gülücük"
uzunca bir göçebeliğin ardından dizimin dibinde yine şapşalım
yan komşunun taşınmasıyla bana da derhal daireyi boşaltma emri verilince
dedim ne kaybederim
suyumu bile kestiniz ya son iki günümde de olsa bu kuş bu evde bağıracak!
o kadar!
hem zaten artık yeni evimiz de var gider orada bağırırız
değil mi kızıııım?
bak hala konuşmuyo :/
çok küsmüş çooook
uğursuz böcekler olduk
ölmüş uğur böcekleri var pencere pervazımda
öyle canlı değil renkleri
solmuş.
sırf ölmekten değil belki de çok kaldığından cesedi güneş altında
içi de boş muhakkak
kuru
hafif tüyden çok
nasıl böyle kanıksayabildik ölümleri?
kaldırım kenarında ezilmiş kedi
otobüs penceresinde bir an görünen köpek ölüsü
kocasının onlarca bıçak darbesiyle öldürülen kadın
sokakta soğuktan donan evsiz
hatayla vurulan çocuklar
ne zaman sıradan oldular?
ne çok durdular gözümüzün önünde
sırf görmek zor gelmediğinden artık
ya da
çok daha kolay olduğundan ah-vah demek
çözümler üretmenin yanında
tepkisiz kalmayı öğrendik
ya da belki
evet evet sırf bu yüzden
sırf insanlığımızı sıyırıp attığımız için bedenimizden
çıplak kalmamak için betonların arasında
sırf bu yüzden
dokunuyorlar en içimize de
hissedemiyoruz
hissedemiyorsunuz.
biz artık solmuş ve uğursuz böcekler olduk.
fonda da bu çalsın e mi
tipitip not: bunları saatlerce tartışarak aylarca düşünmemi sağlayan balığın kulağına bir öpücük.
Ötme bülbül ötme - Senem Diyici
ama ama güzel olmuş be yahu
12.6.12
hah :D
following
"everybody has a box"
hah! şimdi düşününce filmden aklımda tek bir bu kalmış
ve evet herkesin bir kutusu vardır geçmişini tepiştirdiği
sakladıkları anılardan kurtulsunlar diye mi dağıtıyordu o kutuları etrafa?
ben kurtulmamak için büyütüp o kutuyu bavula çeviriyorum
hah mükemmelim ben :D
ben bir tavuğum
uyurum ben
çok severim uyumayı
çok severdim yani
yine uyuyorum da
çok sevmiyorum hani
vicdan mıdır nedir böyle rüzgarda çırpınan atkı gibi
pat pat vuruyor yüzüme.
ben bir tavuğum
korkarım ben.
bö deseniz korkarım
şişt deseniz korkarım
karanlıktan korkarım
korku filmlerinden korkarım
sessizlikten korkarım
yalnızlıktan korkarım
sesler duyar duyduğum seslerden korkarım
ani hareketlerden çok feci korkarım
şimdi en çok "hiç gelmezse" kelimelerinden korkuyorum
ben bir tavuğum
babamın deyimiyle debil dübül yürürüm
habire sağı solu eşelerim
salaşım ben
tembelim
bık bık konuşabilirim saatlerce
bazen hiç sesim çıkmaz
üşenirim ağzımı açmaya
uyurum ben
uyurken her şey daha güzel
kahvaltı bile hazırlıyorum uykumda
ben demedim
kahvaltı hazırlayan kız dedi.
Kreeeeep!
evlat evlat :)
nasıl da özledim eşşeğim sıpam
az önce üzücü bir telefon konuşmasından edindiğim bilgiye göre durmadan bağırarak babamın uyumasına engel olduğu için arka bahçeye geçirdiklerini ama orada da korkup devamlı ağladığını öğrendim.
kıyamam :/
geliyorum paşam az kaldı deliler gibi koşturup oynayıp çamura batıcaz bir haftacık sonra. hem bak o bahçeli ev için ilk adımımı atarak roma hukukundan geçtim,
sırf senin için :)
öperler.
9.6.12
3.6.12
Aha!
Kürde
ölüm! Anneye ölüm! Doktora ölüm! Emekliye ölüm! -Ferda Koç
02
Haziran 2012 - Ferda Koç
Neymiş?
“Her
kürtaj bir Uludere” imiş!
Kürtaj
neymiş?
Kasıtlı
ve planlı olarak “istenmeyen” evladını katletmekmiş!
Yani
Uludere neymiş?
Devletin,
kasıtlı ve planlı olarak istemediği, Kürt evlatlarını katletmesi imiş!
Ben
demedim, Başbakan dedi.
Neymiş?
“Her
kürtaj bir Uludere” imiş!
Kürtaj
neymiş?
“Bu
milleti dünya sahnesinden silmek için sinsice bir plan”mış!
Yani
Uludere neymiş?
“Devletin
Kürtleri dünya sahnesinden silmek için sinsice hazırladığı bir plan”mış!
Ben
demedim Başbakan dedi.
Neymiş?
Sezaryen
bir “nüfus sınırlama komplosu” imiş!
Çünkü
sezaryen doğurganlığı, iki çocukla sınırlarmış!
Sezaryen
yasaklanırsa ne olur? “Tavuk tüyü” geri döner, anneler ölür!
Demek
ki neymiş? “Nüfus artsın, anneler ölsün”müş!
Ben
demedim Başbakan dedi!
Neymiş?
Sezaryen
bir “komplo” imiş!
Sezaryen
ve kürtaj yasaklanırsa ne olur? Doktorlar “kaçak” kürtaj, “kaçak” sezaryen
yapar, resmen “potansiyel suçlu” olurlar!
Sezaryen
ve kürtaj yasaklanırsa doktorlar (ve ebeler) “cadılaştırılır”.
Cadılara
ne yapılır? Yakılır!
Demek
ki neymiş? “Doktorlar ve ebeler yakılsın”mış!
Ben
demedim, Başbakan dedi!
Neymiş?
Sezaryen
ve kürtaj bir “nüfus sınırlama komplosu” imiş!
“Üretim
ve tüketim için genç nüfusa ihtiyacımız var”mış! Sezaryen ve kürtaj, nufusun
yaşlanmasına neden olurmuş.
“Gençler
üretir ve tüketir” miş; yani, “yaşlılar üretmez ve tüketmez”miş. Gençler
“ekonominin temeli”, yaşlılar “asalak”mış.
Bunun
için “genç nüfusu artırmamız”, yaşlı nüfusu azaltmamız lazımmış!
Demek
ki neymiş? “Nüfus artsın ama yaşlılar fazla da yaşlanmadan ölsün”müş!
Ben
demedim, Başbakan dedi! (Bunu bir de Dünya Bankası demişti)
Neymiş?
“Her
kürtaj bir Uludere” imiş? Yani Uludere, devletin, “istemediği evladını
öldürmesi” imiş.
Uludere’de
öldürülen çocuklar niçin “istenmiyor”muş? Çünkü “kaçakçılık yapıyorlar”mış!
(Bunu hem Başbakan, hem de İblis’i söyledi)
Kürt
çocuğu inşaatta, tersanede, madende, domates tarlasında “ürettiği zaman” iyi
imiş, kürtaja kurban gitmezmiş; ama kaçakçılık yaptığı zaman kötüymüş, F-16’yla
“anavatanından” kürtaj edilir miş!
Yani
Kürt çocuğu ucuz işçi olduğu zaman “yaşasın”mış, ticaret yaptığı zaman
“ölsün”müş!
Ben
demedim, Başbakan dedi!
Ama
Kürt çocuğu ucuz işçi olduğu zaman da, inşaatta, tersanede, traktör kasasında,
kaçak madende, kot kumlamada üçer-beşer-onbeşer öl(dürül)üyor muş; kaçakçılık
yaptığı zaman da üçer-beşer-onbeşer öldürülüyor muş?
Demek
ki ne yapmış Başbakan?
Kürde
ölümlerden ölüm beğenmiş!
Kürt
hep “ölsün” müş; ama hep “işçi olarak ölsün” müş!
1.6.12
The Big C
- Sence nereye gideriz? Öldüğümüzde yani Lenny, sence nereye gideriz?
- Bence enerjimiz dünyada kalır, havada dolanır. Enerji yok edilemez... Yani bence her şeyin parçası haline geliriz.
- Çok haklısın bence, her şeyin bir parçası haline geliriz, her yerde oluruz..
- Evet.
- Bu sorunun cevabını arayıp duruyordum, meğerse cevap o kadar açıkmış ki...
- Bebeğin önünde küfretmeyin lütfen!
- Bakın hanımefendi, bebeğiniz duyabilse de toplum ona nelerden hoşlanmayacağını söyleyene kadar bir şeylerden hoşlanmayacak olamaz.
- Bence enerjimiz dünyada kalır, havada dolanır. Enerji yok edilemez... Yani bence her şeyin parçası haline geliriz.
- Çok haklısın bence, her şeyin bir parçası haline geliriz, her yerde oluruz..
- Evet.
- Bu sorunun cevabını arayıp duruyordum, meğerse cevap o kadar açıkmış ki...
- Bebeğin önünde küfretmeyin lütfen!
- Bakın hanımefendi, bebeğiniz duyabilse de toplum ona nelerden hoşlanmayacağını söyleyene kadar bir şeylerden hoşlanmayacak olamaz.
Sean, hepimizin içten içe olmak istediği ama neredeyse hiçbirimizin olmaya cesaret edemediği insan. Çok doğru geliyor evet, doğal yaşamak, doğayla yaşamak, özümü kabul etmek.. Her gün her an kızıyoruz para etrafında dönen hayatlarımıza. Belki bencilliğimizden belki cesaret edemediğimizden belki utandığımızdan, vay be deyip, kıskanıp, tebrik edip dönüyoruz doğallıktan artık çok uzak olan hayatlarımza.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










